Gündem

HAMİT CANER: ENGEL İNSANDA DEĞİL, ÖNÜNE KONULANLARDA

Engel sözcüğünü Türk Dil Kurumu, "Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mani, pürüz" olarak tanımlıyor.

ENGEL İNSANDA DEĞİL, ÖNÜNE KONULANLARDA

Engel sözcüğünü Türk Dil Kurumu, "Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mani, pürüz" olarak tanımlıyor.

Öyleyse açıkça soralım:

Tekerlekli sandalye kullanan bir yurttaşın sandığa ulaşmasını, hatta oy kullanmasını önleyen sebep nedir?

Görmeyen bir çocuğun erişilebilir bir okulda eğitim almasına mani olan nedir?

İşitme güçlüğü yaşayan veya nörolojik farklılıkları bulunan bir gencin çalışmasının ve sosyal hayata katılmasının önündeki pürüz nedir?

Cevap, insanların bedenlerinde ya da zihinlerinde değildir.

Cevap; plansız yapılan okullarda, denetlenmeyen kaldırımlarda, erişilemeyen kamu binalarında, çalışmayan asansörlerde, işaret dili desteği sunulmayan hizmetlerde ve farklı ihtiyaçları yok sayan uygulamalardadır.

Bir çocuk, yaşadığı bölgedeki okullar dolu olduğu için eğitime başlayamıyorsa bu onun eksikliği değildir. Bu, eğitim planlamasının başarısızlığıdır.

Bir insan, gerekli düzenlemeler ve denetimler yapılmadığı için iş bulamıyorsa bu onun yetersizliği değildir. Bu, kamusal sorumluluğun ve işveren yükümlülüğünün yerine getirilmemesidir.

Kaldırımlar, yollar, hastaneler, toplu taşıma araçları ve kamu binaları insanları özgürleştirmek yerine evlerine hapsediyorsa buna yalnızca "mimari hata" diyemeyiz.

Bu, açık bir hak ihlalidir.

Engel; uygulanmayan kurallarda, denetlenmeyen yapılarda, yanlış planlamada ve sorumluluğunu yerine getirmeyen kurumlarda ortaya çıkar.

PEKİ YA BİZ?

Kaldırım rampasının önüne "bir dakikalığına" aracımızı park ettiğimizde bir insanın yolunu kapattığımızı fark ediyor muyuz?

Asansörü kullanmaktan başka seçeneği olmayanlara öncelik tanımadığımızda onların zamanından ve özgürlüğünden çaldığımızı görüyor muyuz?

Kamusal alanları yalnızca kendi ihtiyaçlarımıza göre düzenlediğimizde bazı insanlara sessizce "Burada sana yer yok" demiş olmuyor muyuz?

Belki de yüzleşmemiz gereken en zor gerçek şudur:

BAZEN ENGEL DEDİĞİMİZ ŞEY BİZİZ.

İnsanların önündeki en büyük sorun farklılıkları değildir.

Asıl sorun; bu farklılıkları dikkate almayan yerel yönetimler, eğitim planlamaları, bina denetimleri, iş yeri uygulamaları ve toplumsal alışkanlıklardır.

Erişilebilirlik bir lütuf değildir.
İstihdam bir iyilik değildir.
Eğitim bir ayrıcalık değildir.

Sokağa çıkabilmek, oy kullanabilmek, eğitim alabilmek, çalışabilmek, sosyalleşebilmek ve bağımsız yaşayabilmek temel insan hakkıdır.

BUGÜN BİR HASTANEDEN SESLENİYORUM.

Burada açık tutulan bir yolun, çalışan bir asansörün, doğru eğime sahip bir rampanın ve erişilebilir bir kapının insan hayatı için ne kadar önemli olduğunu daha iyi görüyorum.

Yolu yanlış park edilmiş bir araçla kapatılanın, okulda kendisine yer bulunamayanın, iş görüşmesinde farklılığı nedeniyle elenenin ve şehirde görünmez kılınanın hak talebine sesimi katıyorum.

BU HASTANEDEN, YOLU KAPATILAN HER CANIN HAK TALEBİNE SESİMİ KATIYORUM.

Bazı insanların hayatını kolaylaştırırken bazılarınınkini neredeyse imkânsız hâle getiren bir düzene alışmak da, bu düzenin parçası olmak da istemiyorum.

Ne engellediğim ne de engellendiğim bir ülkede yaşamak istiyorum.

Sevgi değerlidir. Ancak sevgi, hakkın ve sorumluluğun yerini tutmaz.

Engeller yalnızca güzel sözlerle aşılmaz.

Engeller; yasaların uygulanmasıyla, düzenli denetimle, doğru planlamayla, erişilebilir tasarımla ve toplumsal sorumlulukla ortadan kaldırılır.

Bugün hepimiz bir yerden başlayabiliriz:

Yolu kapatmayalım.
Erişilebilirlik ihlallerini görmezden gelmeyelim.
Yerel yönetimlerden, okullardan, hastanelerden ve iş yerlerinden erişilebilirlik talep edelim.

Çünkü hiçbirimiz bir başkasının ihmali, tercihi veya sessizliği yüzünden engellenmemeliyiz.

Bir canın sesini duymak için aynı acıyı yaşamayı beklemeyin.

YOLU AÇIN.

Not: Bugünden itibaren bu derin sorunsalın takipçisi olacağız. Nitelikli taleplerimiz artacak. Ebeveynlerin, kendilerinden sonra gözü arkada kalmayacak. Bunu birlikte başarabiliriz. Farklı yapan insanlarımız, hepimizin evlatları, kız/kardeşleri... Farklı yapan insanlarımız bizim birer parçamız.