Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bölgedeki savaş atmosferine dikkat çekerek, devletin kriz yönetiminde soğukkanlı, planlı ve tek merkezli bir iletişim yürütmesi gerektiğini vurguladı. Şahali, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de içinde bulunduğu coğrafyada olağanüstü bir dönem yaşandığını ifade etti.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinen Şahali, söz konusu gelişmelerin bölgeyi olağanüstü bir hal durumuna sürüklediğini belirterek, demokrasi ve insan haklarının evrensel değerler olduğunu söyledi. Bu hakların ihlal edilmesinin uluslararası hukuktan uzaklaşarak zorbalıkla çözülemeyeceğini dile getiren Şahali, ABD ve İsrail’in mevcut tavrını “esefle kınadığını” ifade etti ve savaşın en kısa sürede sona ermesini temenni etti.
Kuzey Kıbrıs’ta ciddi bir tedirginlik ve merak bulunduğunu kaydeden Şahali, bu iki duygunun birleşmesinin değerlendirmeleri maksadını aşan noktalara taşıyabileceğini belirtti. Bu nedenle “devlet aklının esas olması” gerektiğini vurgulayan Şahali, yurttaşın kendisini huzurlu hissedebileceği bir görünürlük sağlanmasının önemine işaret etti.
Covid-19 pandemisi dönemini hatırlatan Şahali, savaş ile salgın arasında farklılıklar bulunsa da özünde insan hayatını koruma sorumluluğunun bulunduğunu söyledi. Devletin olası tehditleri öngörmek, çözüm senaryoları hazırlamak ve gerektiğinde bunları yurttaşla paylaşmakla yükümlü olduğunu belirten Şahali, belirsizliğin güven duygusunu zedelediğini ifade etti.
Kıbrıs’ın henüz fiili bir savaş durumuyla karşı karşıya olmadığını ancak yakın coğrafyada yaşanan gelişmelerin adaya ulaşımı zorlaştırdığını kaydeden Şahali, uçuş ve deniz seferlerindeki iptallerin tedarik zincirini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Pandemi döneminde yaşanan sıkıntıları anımsatan Şahali, alternatif tedarik kanallarının hem ticaret erbabı hem de devlet tarafından araştırılması gerektiğini dile getirdi.
Adadaki güvenlik meselesinin iki toplum birlikte düşünülmesi gereken bir konu olduğunu belirten Şahali, Kıbrıs’ta yalnızca Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıs Rumların bulunmadığını, İngiltere’nin adadaki varlığı ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin geliştirdiği askeri ilişkilerin de risk unsuru oluşturduğunu ifade etti. Olası bir saldırının her iki toplumu da etkileyeceğini söyledi.
Şahali, kriz yönetiminde en önemli unsurun iletişim olduğuna dikkat çekerek, farklı makamların benzer ancak detaylarda farklı mesajlar vermesinin kamuoyunda karmaşaya yol açabileceğini kaydetti. Mesajların tek merkezden ve ilgili tüm birimlerle istişare edilerek verilmesi gerektiğini belirten Şahali, yetkili ağızlardan yapılacak çelişkili açıklamaların tedirginliği artırabileceğini sözlerine ekledi.