Başbakan Ünal Üstel, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in “Kıbrıslı Türklerin adadaki İngiliz askeri üsleriyle ilgili müzakerede ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri döndükten; Türkiye’nin ise ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdıktan sonra söz sahibi olabileceği” yönündeki iddialarına tepki gösterdi.
Üstel, 1960 düzeninin üç garantöründen biri olan Türkiye’yi yok sayarak, bunları söylemenin tarihi, hukuku ve gerçekleri görmezden gelmek olduğunu kaydederek, “Bir yandan 1821 gibi bir katliam tarihini ‘rehber’ ilan edeceksiniz. Bir yandan Kıbrıs Türk halkının söz hakkını yok sayacaksınız. Bir yandan Türkiye’nin adadaki meşru statüsünü inkar edeceksiniz. Diğer yandan barış ve çözümden söz edeceksiniz. Bu açık bir çelişkidir.” vurgusu yaptı.
-"Hristodulidis’in açıklamaları, bir kez daha Kıbrıs meselesinin Rumların değişmeyen zihniyetinin bir yansıması olduğunu gösteriyor"
Hristodulidis’in açıklamalarının bir kez daha Kıbrıs meselesinin aslında Rumların değişmeyen zihniyetinin bir yansıması olduğunu gösterdiğinin altını çizen Başbakan Üstel’in konuyla ilgili yazılı açıklaması şöyle:
“Değerli kardeşlerim, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in yaptığı açıklamalar bir kez daha göstermektedir ki Kıbrıs meselesi aslında Rumların değişmeyen zihniyetinin bir yansımasıdır. Ve o zihniyet açıktır: 1821’de neyse, 1963’te neyse, 1974’te neyse, bugün de odur. Hristodulidis’in bir açıklamasında 'rehber' olarak işaret ettiği 25 Mart 1821, Tripoliçe’de, Mora’da binlerce Türkün katledildiği tarihtir. Onun destan diye anlattığı bu tarih, Türkler için açık bir soykırımdır. Bu zihniyeti en iyi bilenlerden biri de biziz. Zira aynı zihniyet yıllar sonra Kıbrıs’ta da sahneye konulmuştur. 1821’de Türkleri Mora’dan silmek isteyen anlayış, 1963’te Kıbrıs Türkü’nü bu adadan silmek istemiştir. Bu söylemler, aynı zihniyetin devam ettiğinin açık göstergesidir.
Hristodulidis bugün ne diyor? ‘Kıbrıslı Türkler ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönerse üsler hakkında söz sahibi olabilir.’
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olan Kıbrıs Türk halkını silah zoruyla dışlayan, devleti ve kurumlarını tek taraflı olarak gasp ederek Rum devletine dönüştüren bu anlayış, bugün kalkıp Kıbrıs Türküne şartlı hak bahşetme cüretini göstermektedir. Türkiye’ye yönelik sözleri de aynı çizgidedir. 1960 düzeninin üç garantöründen biri olan Türkiye’yi yok sayarak, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanırsa söz sahibi olabilir’ demek; tarihi, hukuku ve gerçekleri görmezden gelmektir. Bir yandan 1821 gibi bir katliam tarihini ‘rehber’ ilan edeceksiniz. Bir yandan Kıbrıs Türk halkının söz hakkını yok sayacaksınız. Bir yandan Türkiye’nin adadaki meşru statüsünü inkar edeceksiniz. Diğer yandan barış ve çözümden söz edeceksiniz. Bu açık bir çelişkidir. Hristodulidis artık ne söylediğinin farkında değildir. Şunu herkes bilmelidir. 1821’in zihniyetiyle konuşanlar, 1963–1974 arasındaki karanlık dönemi yaratan zihniyetin devamıdır. Bir katliam tarihini destanlaştıran, Bir terör geçmişini kahramanlık olarak sunan bir anlayışla Kıbrıs meselesinde ne sağlıklı bir müzakere yürütülebilir ne de kalıcı bir çözüm üretilebilir.
Bizim duruşumuz nettir; Kıbrıs Türk halkının bu adadaki varlığını da söz hakkını da yok sayanlara boyun eğmeyeceğiz. 1821 zihniyetinin kırıntılarına asla geçit vermedik, vermeyeceğiz. Türkiye’nin garantörlüğünden de asla vazgeçmeyeceğiz.”