Girne Tiyatro Su, usta yazar Adalet Ağaoğlu’nun kaleme aldığı ‘Kozalar’ adlı eseri; Çatalköy ve İskele’de sahnelemeye hazırlanıyor.
Derman Atik’in yönettiği oyunun prömiyeri; Çatalköy - Esentepe Belediyesi’nin Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları ile birlikte düzenlediği Beşparmaklar Tiyatro Festivali’nde gerçekleşecek. ‘Kozalar’ oyunu, 17 Nisan Cuma günü Çatalköy Erol Avgören Kültür Merkezi’nde seyirci ile buluşacak.
Daha sonra ise oyun 18 Nisan Cumartesi günü İskele Belediyesi 4. Tiyatro Günleri kapsamında, İskele Atatürk Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Her iki gösterimde perdesini saat 20:00’de açacak. Girne Belediyesi’nin katkılarıyla hazırlanan oyunun iki gösterimi de ücretsiz olarak sanatseverlerle buluşacak.
OYUNCU KADROSU VE EKİP
‘Kozalar’ın oyuncu kadrosunda Emine Gürçağ, Gülten Yüksel ve Özlem Akçal yer alıyor. Yönetmen yardımcılığı görevini Fatma Tüney yürütürken, reji asistanlığı ve efekt tasarım ile uygulama Asya Baş tarafından gerçekleştiriliyor. Işık tasarım ve uygulama ise Mehmet Saygier imzası taşıyor. Dekor tasarımı Derman Atik tarafından hazırlanırken, uygulaması Cem Taşlıovalı tarafından yapılan oyunun Suflöz görevini ise Nurçin Tüney üstleniyor. Afiş ve broşür tasarımı ise İlde Atik tarafından hazırlandı. Girne Tiyatro Su tarafından yapılan açıklamaya göre oyunun tüm telif haklarının ONK Ajans’a ödendiği kaydedildi.
BİR ÜLKEDE GERÇEKTEN HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEZ Mİ? YOKSA DEĞİŞMEYEN, KORKULARIMIZ VE SUSKUNLUĞUMUZ MUDUR?
1971 yılında kaleme alınan ve aradan geçen 55 yıla rağmen güncelliğini koruyan ‘Kozalar’, sistemi ve yaşadıkları dünyayı sorgulamayan üç kadının iç dünyasına odaklanıyor. Kendi küçük evrenlerini bir ipek böceği gibi örerek güvenli bir alan yarattıklarını düşünen karakterlerin, aslında bu kozanın içinde sıkışıp kalmaları, çarpıcı bir anlatımla sahneye taşınıyor.
Oyunda kullanılan ipek böceği imgesi, dönüşüm ve özgürleşmenin simgesi olması gerekirken, tam tersine eylemsizliğin, korkunun ve çürümenin metaforu olarak öne çıkıyor. Kelebek olup uçmaları beklenen karakterler, kozalarında kalmayı tercih ederek kendi yarattıkları sınırlar içinde giderek daha fazla yabancılaşıyor.
Toplumsal sorumluluktan kaçışı, apolitik yaşam tarzını ve “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışını sert bir dille eleştiren oyun, küçük burjuva dünyasının suskunluğunu gözler önüne seriyor. Dış dünyanın karmaşasından korunmak için kendilerini izole eden karakterlerin, bu tercihleriyle aslında içten içe çürüdükleri vurgulanıyor.
‘Kozalar’ bireyin huzur olarak tanımladığı durumun çoğu zaman bir kaçış ve eylemsizlik hali olabileceğine dikkat çekerken, izleyiciye de çarpıcı bir soru yöneltiyor: “Bir ülkede gerçekten hiçbir şey değişmez mi? Yoksa değişmeyen, korkularımız ve suskunluğumuz mudur?”