Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin Öğretmenler Yasası’na ilişkin kararı sonrasında muhalefet partisi tarafından yapılan açıklamalara tepki gösterdi.

Çavuşoğlu, yapılan eleştirileri kendi hükümetleri dönemindeki uygulamaları ve yürürlükte olan yasal düzenlemeleri görmezden gelen ciddi bir tutarsızlık olarak değerlendirdi.

Bakan Çavuşoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Anayasa Mahkemesi’nin Öğretmenler Yasası’na ilişkin iptal kararı sonrasında Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) tarafından yapılan hukuksuzluk iddiaları geçmişte yürürlükte olan yasa hükümleriyle açık bir çelişki içindedir.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından altını özellikle çizmek gerekir ki; bugün eleştirilen “geçici öğretmenlik üzerinden kadroya geçiş” uygulaması, muhalefet partisinin hükümette olduğu dönemlerde yasada açıkça yer alan ve fiilen uygulanan bir haktı.

25/1985 tarihli Öğretmenler Yasası’nın 16. maddesinin (1) fıkrasının (c) bendine bağlı olarak öğretmen ihtiyacını karşılayabilmek için başlatılan sürecin devamında kadrolama işlemleri de devam etmiştir. Daha sonra yapılan 1994 ve 1999 değişiklikleriyle birlikte şu hükmü içermekteydi:

“Lise, lise üstü iki yıllık yüksek okul veya üniversite mezunu olup da ilkokul kadrolarında en az dört yıl geçici öğretmenlik yapmak ve Atatürk Öğretmen Koleji’nde üç aylık süreli hızlandırılmış eğitimde başarılı olmak.”

Bu madde kapsamında günümüze kadar değişik branşlardan mezun kişiler öğretmen kadrolarına atanmıştı. Bu atamalardan faydalanarak Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarına giren meslektaşlarımız en üst seviyeye kadar yükselebilmişlerdi.

Örneğin, CTP hükümeti döneminde yerbilimleri mezunu olan Erdoğan Sorakın, bu yasa maddesi kapsamında geçici öğretmen atanmış ve kadrolanmıştır. Daha sonra müsteşarlık mevkine kadar yükselmiştir.

Bunun yanında KTÖS Başkanı Mustafa Baybora’da yasanın aynı maddesine binaen kadrolanmış ve şu anda tüm ilköğretime bağlı öğretmenleri temsil eden sendikanın başkanı olmuştur.

Şimdi sorulacak sorular şudur;

1. 1987’den beri bu yöntemle kadromuza geçen yüzlerce meslektaşımızın kadroya geçişini hukuksuz gören sendika bu yöntemle atanan birini nasıl sendika başkanı yapmıştır?

2.Bunun yanında, uygulamayı hukuksuz gördüğünü açıklayan CTP bu yöntemle öğretmen kadrolarına atanmış Sayın Erdoğan Sorakın’ı nasıl müsteşar yapmıştır?

3. 2004 yılında CTP hükümeti döneminde bu yasa maddesindeki uygulama ile atanan Sayın Baybora öğretmenlik mesleğinden ve sendika başkanlığından istifa edecek mi?

Hükümetimiz döneminde 2023 yılında yapılan değişiklikle birlikte ise: Lise ve ön lisans mezunlarının geçici öğretmen olarak istihdam edilmesine son verilmiş, geçici öğretmenlik uygulaması 2028 yılı ile kesin biçimde sınırlandırılmış, bu tarihten sonra tamamen sona ereceği yasa hükmü haline getirilmiştir.

Aynı zamanda öğretmen ihtiyacının geçici yöntemlerle değil, kalıcı ve nitelikli bir şekilde karşılanabilmesi amacıyla Atatürk Öğretmen Akademisi’ne öğrenci alımının iki katına çıkarılması hedeflenmiştir.

Bu noktada muhalefetin siyasi hafızasına şu dönemleri hatırlatmak gerekmektedir:

1. ve 2. Atun Hükümeti (1994–1995) – Eğitim Bakanı Mehmet Ali Talat,

3. Atun Hükümeti (1995–1996) – Eğitim Bakanı Ahmet Derya,

2004–2005 Talat Hükümeti – Eğitim Bakanı Erbil Akbil,

2006–2009 Soyer Hükümeti – Eğitim Bakanı Canan Öztoprak,

2013 Sibel Siber Hükümeti – Eğitim Bakanı Asım İdris,

2013 Özkan Yorgancıoğlu Hükümeti – Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu,

2018–2019 Erhürman Hükümeti – Eğitim Bakanı Cemal Gürsel Özyiğit.

Bu hükümetlerin döneminde, geçici öğretmenlik uygulaması yasa kapsamında yürürlükte kalmış; lise ve ön lisans mezunlarının geçici öğretmen olarak istihdamı engellenmemiş; pedagojik yeterlilik şartı getirilmemiştir.

Bugün bu uygulamayı “hukuksuz” olarak nitelendiren CTP, kendi hükümetleri döneminde yürürlükte olan bu düzenlemeleri inkâr mı etmektedir, yoksa kamuoyuna bu dönemleri unutturmaya mı çalışmaktadır?

Eğer muhalefet partisi geçici öğretmenliğin Anayasa’ya aykırı olduğunu düşünüyorsa;

Neden bu düzenleme yıllarca değiştirilmemiştir?

Neden Anayasa Mahkemesi’ne o dönem başvurulmamıştır?

Neden bu yasa maddesine istinaden kadrolanan öğretmenler ile ilgili karşı duruş sergilememiştir?

Bakanlığımız, Anayasa Mahkemesi’nin kararına tam saygı duymaktadır. Bu konuda yürütülen tartışmanın odağı, kesinlikle yargı kararının kendisi değildir. Burada tartışılan muhalefet partisinin geçmişte bizzat uyguladığı, yıllarca yürürlükte kalan yasal düzenlemeleri bugün yok sayarak kamuoyunu yanıltmaya yönelik söylemleridir. CTP, kendi hükümet dönemlerinde görmedikleri, düzeltmedikleri ve yapmadıkları tüm işleri eleştirmeyi alışkanlık haline getirmiş ve getirmeye devam etmektedir. CTP’yi her konuda kişilerin mağdur edilmesine yönelik tutumunu gözden geçirmeye davet ediyorum.

Bakanlık olarak tek kaygımız yıllarını kadroya girmek için harcayan ve sistemde olan geçici öğretmenlerimizin mağduriyetidir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki hükümetimiz öğretmen adaylarının mağduriyetinin önlenmesi için hukuka uygun gerekli her türlü adımı atacaktır.