Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Çanakkale Zaferi’nin 109. yıldönümü vesilesiyle mesaj yayımlayarak, “Kıbrıs Türkü, Çanakkale Zaferi’nden aldığı güç ve ilhamla, her türlü zorluğa ve fedakârlığa katlanarak, kendi devletine kavuştu” dedi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın mesajında şu ifadeler kullandı:

“Dünyanın ve emperyalist güçlerin en güçlü ordularına karşı, kahraman Türk askerinin kanı ve canı pahasına kazandığı Çanakkale Zaferi’nin 109. yıldönümündeyiz.

Bu büyük zafer, dünya esir uluslarına ve mazlum halklarına bir umut ve ışık olurken, Kıbrıs Türk Halkına da özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde güç ve ilham kaynağı olmuştur.

Bu büyük zaferden alınan güç ve ilhamla halkımız bir asırdan bu yana vatan bildiğimiz bu topraklarda Türklüğün onur ve şerefini ayaklar altında çiğnetmemek, özgürlüğünü ve egemenliğini korumak için mücadele etmektedir.

‘Çanakkale geçilmez’ söylemi, sadece bir söylem değil, Türk ulusunun direniş azmi ile özgürlük ve bağımsızlık sevdasının ifadesidir. Bu vatan bilinen toprakların bölünemeyeceğinin ve işgal edilemeyeceğinin de ifadesidir. Bu söylem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu müjdeleyen bir söylemdir.

Kıbrıs Türk Halkı, Çanakkale Zaferi’nden aldığı güç ve ilhamla, her zorluğa ve fedakârlığa katlanarak, Anavatan Türkiye’nin desteği ve yardımıyla kendi vatanına ve kendi devletine kavuşmuştur.

Şehitlerimizin emaneti olan bu değerleri her ne pahasına olursa olsun koruyacak ve yaşatacağız. Tüm dünya da bunu böyle bilmelidir.

Üzerine basa basa yeniden söylemek istiyorum, zorlu koşullar altında kurmuş olduğumuz devletlerimizden vazgeçme, vatanımızı başkalarına teslim etme gibi bir gayemiz yoktur. Eşit egemen iki devletin iş birliğine dayalı çözüm şeklinden vazgeçmeyeceğimizi ve bu sağlanmadan müzakere masasına dönmeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyorum. Federasyon masalının peşine bir 50 yıl daha takılmaya halkımızın tahammülü yoktur.

Bu duygu ve düşüncelerle Çanakkale Şehitleri ile tüm şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anarken, Çanakkale geçilemeyeceği gibi KKTC’den vazgeçilemeyeceğini de bir kez daha belirtiyorum.”

Editör: Aynur DIRAĞAN