Kısa adı YYK olan, Yayın Yüksek Kurulu’nun Başkanı ve Yönetim Kurulu’nu temsilen iki üyesi Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) İletişim Fakültesi’ni ziyaret ederek, akademisyenler ve öğrenciler ile bir araya geldi.
GAÜ Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı’nca verilen bilgiye göre; Kurul Başkanı Feyzi Hansel ile beraberindeki; YYK Koordinatörü Yasemin Saban ve bir diğer üye Hüseyin Gürlek; Halen ‘YYK Üyeliği’ görevini de sürdüren İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neriman Saygılı’nın davetiyle, bir seminer dersine katılarak; Kuruluş amaçları, misyon ve kurulun sorumlu olduğu yayım alanı içerisindeki faaliyetler ile ilgili bilgi aktarımında bulundu.

Hansel, “Yayıncılık ilkelerinin kültürel bağlar ile ilgisini artıracak içerik üretimini destekliyoruz”
İletişim fakültesi mensubu bir grup akademisyen ile ilgili ders gruplarından öğrencinin katıldığı seminerde ilk sözü alan YYK Başkanı Feyzi Hansel; Tarihsel açıdan, kurulun ve ülkemizdeki radyo ve televizyonların faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemekle yükümlü bir idari kadro ile oluşacağı, kamu kurumu olarak 1997 yılında kurulduğunu belirterek, periyodik aralıklarla; Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir üye yanında, Cumhuriyet Meclisi’nde grubu bulunan siyasi partilerin adaylarının dahil olmasıyla dokuz üyeli ‘Kurul Yönetim Kurulu’nu oluşturduğu bilgisini verdi. Hansel, “lisans ve yayın izni vermek, yayınları denetlemek; Kamuoyu araştırmaları, medya sektörü çalışanlarına ve alan öğrenimi gören öğrencilere yönelik eğitim seminerleri ve staj olanağı sağlamak faaliyetlerimiz arasında yer almaktadır. Yayıncılık ilkelerinin, kültürel bağlar ile ilgisini artıracak içerik üretimini destekliyoruz. Özelikle; Kamu sağlığı ve çocuk gelişimi bazında, hedeflenen yayıncılık kültürünün yaygınlaşması öngörüsü ile akıllı işaretlerden, medya okur yazarlığı ve kamu spotlarına kadar görev üstleniyoruz” dedi.
“Yaptırım gücü, bir kamu kurumunu sempatik kılmıyor, ama üzücü olan tarafı şudur:‘Ciddiye alınması gerekliliğini’ de unutma pahasına olması”

YYK Başkanı Hansel, ortak paydada sorumluluğu olan bir kamu kurumu olarak; Özel yayın kuruluşlarının ihtiyaçlarını karşılamak için de hassasiyetle çalıştıklarını vurgulayarak; “Memnun olanlarımız olduğu kadar, memnun olmayanlar da var elbette. Yaptırım gücü, bir kamu kurumunu sempatik kılmıyor, ama üzücü olan tarafı şu: ‘Ciddiye alınması gerekliliğini’ de unutma pahasına olması, devleti temsil ettiğinin unutulmasıdır. Bu; Devlet, vatandaş ve kurumlar arası davranış etiğinin yıpranması sonucuna da sebebiyet verir. Oysa; Yaptırım gücümüz ve kullanımı, birçok ülkede rastlanmayacak hassasiyetleri de içeriyor. Örneğin, herhangi bir yayın kuruluşunun sorunlu sayılan yayım eyleminde; İlk seferinde uyarı veriyoruz. İhlal, ikinci kez gerçekleşirse; para cezası, nihayetinde her şeye rağmen bu durum devam ediyorsa da; Hukuki çareye başvuruyoruz. Benzerlerinin aksine, ülkemizde kapatma cezası, sadece mahkemeler tarafından takdir edilir. Kurul, keskin bir yaptırım olarak sayılan, ‘Kapatma Yetkisi’ni, 2022 yılından KKTC Yargısı’na devretmiş bulunmaktadır. Mahkeme kararı olmadan, herhangi bir yayının sonlandırılmasının acil ve uygun olmayacağı kanaatinden hareketle, böyle bir değişiklik yaptık. Demokrasi ve hak özgürlüğü etik, erdemli duruş ve mücadele ile olur. Önemli bir nokta da; Kurul, yayın öncesi denetleme yapmamaktadır. Çünkü, bunun adı sansür olur, denetim görevi; Yayın sonrası gerçekleşir. Doğru olanı da budur” diyerek; ‘Anayasanın özüne’ bütünü ile bağlı, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti ilkelerine, anlatım özgürlüğüne, iletişim ve yayında çoğulculuk esasına, insan haklarına dayanmış, ulusal güvenlik ihtiyaçlarını da gözeten temaları desteklemelerinin, kurulun ana refleks hatlarını oluşturduğunu anlattı.
Saban; “ Medya Okur-Yazarlığı Dersi konusunda, geliştirmek istediğimiz ideal programı uygulayamıyoruz”
Sonraki sözü alan, aynı zamanda ‘Kurul Koordinatörlüğü’ görevini de yürüten Yasemin Saban ise, öğrencilerin yerel medyayı takip eğiliminin, genel olarak küçük bir oranda kaldığının gözlemlendiğini belirterek; Özellikle Türkiye’den yüksek öğrenim için gelen öğrencilerin, Ada’da geçirdikleri yıllar içinde, yerel medyayı takip etmeleri konusunda tavsiyelerde bulundu. Bunun, sektörde görev almayı planlayanlar için uluslararası ilişkilerde çokça yer alan, Kıbrıs üzerine önemli bir tecrübe ve başlangıç noktası oluşturabileceğini vurguladı. Saban, erken eğitim döneminden başlayarak, ‘medya okur- yazarlığı’ dersine duyulan ihtiyacın, yeni medya döneminde bir kez daha algılandığını dile getirerek, “Bu dersin, alan eğitiminin öznesi ‘İletişim Fakülteleri’ mezunları aracılığıyla verilmesini öngörüyoruz. Ancak bu yaklaşım, Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde kabul görmüyor, biz de mecburen rehberlik veya yakın alan öğretmenleri üzerinden, bu programa katkı sağlayabiliyoruz. Ancak, bu geliştirmek istediğimiz ‘ideal programı uygulayamıyoruz” anlamına da gelmektedir.” ifadelerini kullandı.





