BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín, müzakere yönteminde anlaşmanın tarafların çözümün içeriğine ilişkin görüşlerinden vazgeçmesi anlamına gelmediğini vurguladı. Son iki yılda geçiş noktası, mayın temizliği ve çevre gibi konularda uzlaşı sağlanamamasını sorgulayan Holguín, siyasi iradenin somut işbirliği ve güven yaratıcı önlemlerin uygulanmasıyla gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín, Kıbrıs’taki liderlere müzakerelerin yeniden başlamasına zemin hazırlayacak yöntem üzerinde uzlaşma ve güven yaratıcı önlemleri hayata geçirme çağrısında bulundu. Holguín, müzakerelerin nasıl yürütüleceği konusunda anlaşmanın, tarafların çözümün esasına ilişkin pozisyonlarından vazgeçmesini gerektirmediğini kaydetti.

Haber Kıbrıs yazarı Yusuf Kanlı’nın aktardığı ve Holguín’in 16 Ekim 2026 tarihli mesajında da yer alan değerlendirmelerde, müzakere yöntemi, esas konular ve güven artırıcı önlemler arasındaki ayrım öne çıktı. ANKA’ya yaptığı açıklamada Holguín, bu kavramların birbirine karıştırılmasının, gelecekteki görüşmelerin ortak kurallarını belirlemeyi zorlaştırdığını ifade etti.

BM’nin bütün çabalarının Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm getirebilecek müzakerelerin başlaması için uygun ortamı oluşturmaya yönelik olduğunu belirten Holguín, resmi görüşmelerin yeniden başlamasına karar verecek tarafların liderler olduğunu vurguladı.

“Müzakerelerin yeniden başlamasına liderler karar verecek”

Holguín, müzakereler henüz başlamamış olsa da BM’nin adadaki varlığını sürdürdüğünü ve taraflara destek vermeye hazır olduğunu belirtti. BM’nin, toplumlar arasındaki temasların korunmasına ve gelecekteki çözüm sürecinde rol oynayacak liderler arasında köprüler kurulmasına katkı sağlamaya devam ettiğini kaydetti.

Teknik komitelerin çalışmalarını işbirliğinin neler başarabileceğini gösteren örnekler olarak değerlendiren Holguín, bu çalışmaların BM’nin Kıbrıs’taki öncelikleri arasında yer almayı sürdüreceğini ifade etti.

Genel Sekreter’in de müzakerelerin yeniden başlamasını teşvik etmek amacıyla adayı ziyaret ettiğini hatırlatan Holguín, buna rağmen resmi görüşmelerin başlatılması konusunda kararın liderlere ait olduğunun altını çizdi.

İki yıldır geçiş noktası ve çevre konularında uzlaşı sağlanamadı

Holguín’in açıklamasında en dikkat çekici değerlendirmelerden biri, tarafların günlük yaşamı kolaylaştırabilecek konularda dahi anlaşmaya varamamasına yönelik oldu.

Son iki yılda iletişimi kolaylaştıracak bir geçiş noktası, mayın temizliği ve ada genelindeki plastik kirliliğiyle mücadele gibi işbirliği potansiyeli taşıyan konularda uzlaşma sağlanamadığını belirten Holguín, bu durumun kapsamlı bir çözümün geleceği açısından sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Holguín, tarafların bu tür somut meselelerde anlaşamaması halinde, onlarca yıllık bölünmüşlüğü ve iki toplum arasındaki giderek artan mesafeyi aşabilecek siyasi, ekonomik ve toplumsal bir model üzerinde nasıl uzlaşabileceklerini sorguladı.

Toplumlar arasındaki ayrışmanın her geçen gün daha belirgin hale geldiğine işaret eden Holguín, güvenin oluşturulması için güven artırıcı önlemlerin yalnızca gündeme getirilmesinin yeterli olmadığını, bunların uygulanması gerektiğini vurguladı.

Bu adımların, tarafların birlikte çalışma kapasitesini ortaya koyacağını belirten Holguín, somut işbirliğinin siyasi iradenin göstergesi olduğunu kaydetti.

“Yöntemde anlaşmak, pozisyonlardan vazgeçmek değildir”

Müzakere yönteminin belirlenmesinin tali bir konu olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Holguín, görüşmelerin nasıl yürütüleceğinin başarı açısından temel önem taşıdığını belirtti.

Liderleri ve müzakerecileri haftalık toplantılarında yöntem konusunu ele almaya davet ettiklerini açıklayan Holguín, usul üzerinde uzlaşmanın taraflardan herhangi birinin esas konulardaki tutumunu terk etmesi veya çözüm vizyonunu değiştirmesi anlamına gelmediğini söyledi.

Holguín, yöntem ile esas konular arasındaki farkı şu şekilde ortaya koydu:

“Yöntem, gündemin nasıl müzakere edileceğini; esas ise nelerin müzakere edileceğini belirler.”

Bu iki alanın farklı ancak birbirini tamamlayan amaçlara hizmet ettiğini belirten Holguín, aralarındaki ayrımın korunmasının önemine dikkat çekti. Yöntem ile esasın birbirine karıştırılmasının, tarafların esas konuları görüşürken uyması gereken ortak kurallar üzerinde anlaşmalarını zorlaştırdığını ifade etti.

Gizlilik ve erken uygulama için ortak kurallar önerisi

Holguín, işlevsel bir müzakere yöntemi üzerinde anlaşmaya varılmasının, görüşmelerin temel ilkelerini belirlemek için de fırsat yaratacağını kaydetti.

Bu ilkeler arasında, bütün konularda anlaşmaya varılmadan herhangi bir başlıkta sağlanan uzlaşının nihai kabul edilmemesi, bazı anlaşmaların erken uygulanması, müzakere sürecinin gizliliğinin korunması ve kaydedilen ilerlemenin kamuoyuna nasıl aktarılacağının belirlenmesi yer alıyor.

Holguín, söz konusu başlıkları üzerinde uzlaşılmış kararlar olarak değil, tarafların yöntem görüşmelerinde belirleyebileceği ilkeler olarak sıraladı. Erken uygulanabilecek anlaşmaların hangileri olabileceği veya gizlilik ile kamuoyunu bilgilendirme arasındaki dengenin nasıl kurulacağı konusunda ise ayrıntı vermedi.

Usul kuralları üzerinde uzlaşmanın kendi başına siyasi bir anlam taşıdığını belirten Holguín, böyle bir anlaşmanın tarafların diyaloğa girme iradesini ve ilerlemeye hazır olup olmadıklarını göstereceğini ifade etti.

BM, geçmiş müzakere yakınlaşmalarını derliyor

Holguín, BM’nin yaklaşık 10 yıl önce yürütülen müzakere süreçlerinde sağlanan yakınlaşmaları derlemek amacıyla son aylarda çalışma yaptığını da açıkladı.

Tarafların geçmişte hangi konuların müzakere edildiğini bildiklerini ve ilgili belgelere sahip olduklarını belirten Holguín, BM’nin resmi görüşmelerin yeniden başlaması halinde yararlı olabilecek bazı belgeleri gözden geçirdiğini kaydetti.

Hazırlanan derlemenin müzakereler başladığında taraflara sunulacağını bildiren Holguín, yeni tartışmalara yol açabilecek veya süreci daha da geriye götürebilecek herhangi bir unsur ortaya koymayacaklarını vurguladı.

Holguín, derlemenin içeriğine ilişkin ayrıntı paylaşmazken, resmi müzakerelerin yeniden başlaması için herhangi bir tarih de açıklamadı.

“Kapsamlı anlaşmaya ulaşmak hâlâ mümkün”

Kolaylaştırıcı olarak görev süresinin son gününe kadar çabalarını sürdüreceğini belirten Holguín, iki yıldır Kıbrıs’a yaptığı ziyaretlerde her iki taraftan çok sayıda kişiyle görüştüğünü hatırlattı.

Kıbrıs sorununa kapsamlı bir anlaşmayla çözüm bulunmasının hâlâ mümkün olduğuna inandığını ifade eden Holguín, her iki lideri de adanın onlarca yıllık çatışma, bölünmüşlük ve toplumlar arasındaki giderek büyüyen mesafeyi aşmasını sağlayacak uzun vadeli kararlar almaya teşvik etmeyi sürdüreceğini kaydetti.

Holguín’in mesajında, müzakerelerin yeniden başlaması için yöntem üzerinde uzlaşılması, güven artırıcı önlemlerin uygulanması ve tarafların birlikte çalışma iradesini somut adımlarla göstermesi gerektiği vurgulandı. Ancak açıklamada, liderlerin yeni bir toplantı takvimi veya resmi müzakerelerin başlangıç tarihine ilişkin bilgi verilmedi.

Haberi daha kısa ve akıcı yapTekrarları azaltıp haber dilini güçlendir