İnsan Hakları Platformu (İHP) yasal statüden bağımsız şekilde ülkede yaşayan kişilerin haklarının korunması için gerekli girişimleri yapacağını, ihlallere karşı ses yükseltmeye devam edeceğini belirtti.
Düzensiz statü korkusunun ülkedeki temel hizmetlere erişimi engellediğini savunan İnsan Hakları Platformu, hak temelli insani yaklaşımların acilen hayata geçirilmesini talep etti.
İnsan Hakları Platformu tarafından yapılan yazılı açıklamada 2 yaşındaki çocuğun Gazimağusa’daki bir apartmanın beşinci katından düşerek yaşamını yitirmesine işaret edilerek, bu olayın ülkeye geldikten sonra çeşitli nedenlerle muhaceret işlemlerini tamamlayamayan kişilerin yaşadığı güvencesizliği ve görünmezliği bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.
Olay sırasında düzensiz statüde bulunan annenin gözaltında olduğu, çocuğun babasının yanında kaldığı kaydedilen açıklamada, “İnsanların görünmezliğe itildiği bir sistemin sonuçları göz ardı edilemez” denildi.
Bu olayın tek bir vaka olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:
“Ülkede düzensiz statüde yaşayan veya muhaceret işlemleri tamamlanmamış bireylerin içinde bulunduğu koşullar, temel hizmetlere erişimi zorlaştırmakta ve bu tablo özellikle çocuklar açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu durum, birçok kişinin herhangi bir risk durumunda polise, sağlık ve sosyal hizmetlere başvurmaktan kaçınmasına neden olmaktadır."
Uluslararası insan hakları standartlarının, herkesin statüsünden bağımsız olarak temel haklara erişimini güvence altına aldığı vurgulanan açıklamada, "Bu çerçevede, mevcut uygulamaların bu standartlarla uyumu sorgulanmalıdır. Bu kapsamda ülkede muhacereti düzensiz olarak yaşayan kişilerin otomatik olarak suçlu olarak değerlendirilmesine yol açan uygulamalar acilen gözden geçirilmeli, temel hizmetlere erişim, cezalandırılma korkusu olmaksızın sağlanmalıdır. Ülkede uzun süredir yaşayan veya kırılgan durumda bulunan kişiler için insani temelli ikamet ve düzenleme mekanizmalarının etkin ve erişilebilir hale getirilmesi gerekmektedir." denildi.
İhraç süreçlerinin her koşulda insan onuruna saygılı, ölçülü ve hak temelli bir yaklaşımla yürütülmesinin zorunlu olduğu belirtilen açıklamada aile birliğinin korunması ve özellikle çocukların bakımıyla ilgili sıkıntı yaratılmaması gerektiği vurgulandı.





