ABD merkezli The Atlantic dergisinde yayımlanan kapsamlı analizde, Suriye’de devrik Baas rejimi lideri Beşşar Esad’ın iktidarının çöküşüne giden sürecin yalnızca savaş koşullarıyla değil, saray içindeki yönetim anlayışı ve kişisel tutumlarıyla da şekillendiği belirtildi.

Analizde, Şam’daki sarayda görev yapmış eski personel ve subayların aktarımlarına yer verilirken, Esad’ın ülke derin bir yıkım içindeyken video oyunlarına ve özel yaşamına odaklanan bir yaşam sürdüğü, kritik diplomatik girişimleri dikkate almadığı ifade edildi. Saray çevresinden gelen bilgilere göre Esad’ın, kendisine sunulan tavsiyeleri reddettiği, taviz vermeyi zayıflık olarak gördüğü ve iktidarı kaybetme ihtimalini kabullenmediği aktarıldı.

The Atlantic’te yer alan değerlendirmelerde, Suriye’de artan yoksulluğun rejimi destekleyen kesimlerde dahi ciddi rahatsızlık yarattığı, buna karşın Esad’ın halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılara karşı duyarsız kaldığı öne sürüldü. Analizde, Esad’ın bir sohbet sırasında Suriyeliler için “Camilere para harcıyorlar ama yiyecekleri yok” ifadelerini kullandığı iddiasına da yer verildi.

Haberde, 2017 yılında muhalif güçlere karşı elde edilen askeri üstünlüğün Esad tarafından “zafer” olarak görüldüğü ancak bunun gerçekte ülkeyi Rusya ve İran’a daha bağımlı hale getiren bir süreç olduğu vurgulandı. Diplomatik çözüm fırsatlarının değerlendirilmediği, Suriye’nin siyasi ve ekonomik olarak dış desteklere ipotek edildiği kaydedildi.

Analizde görüşlerine yer verilen ismi açıklanmayan İsrailli bir yetkili ise Suriye rejimini “boş bir kabuk” olarak tanımlayarak, Esad için “güvenilir olamayacak kadar beceriksiz” değerlendirmesinde bulundu.

The Atlantic’in analizinde ayrıca, Esad’ın iktidarının son döneminde Rusya’nın koruması altında Şam’dan ayrıldığı ve en yakın çevresini dahi bu süreçte kaderine terk ettiği iddiaları da yer aldı.