Kahramanmaraş merkezli, 11 kenti etkileyen yıkıcı depremlerin ardından iktidar her ne kadar “yatay mimari” çağrısı yapsa da birçok ilde dikey mimari projelerine onaylar veriliyor. Depremde hasar gören illerden Gaziantep ve Şanlıurfada üç farklı otel projesi için adım atıldı. Bir projeye “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararı verilirken, diğer ikisi için süreç başlatıldı.

İlhan Taahhüt İnşaat, Şanlıurfa Karaköprü’de yapılması planlanan 11 katlı otel projesi için 6 şubat depreminden önce Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Projeye depremden sadece iki ay sonra “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Karara göre şirket 492 milyon TL’lik projeyle birlikte ilde iki ana bloktan oluşmak üzere 11 katlı binalar inşa edecek. Her iki blok, 7 bodrum katı, zemin ve 11 kat odaların yanı sıra terastan oluşacak. Binalarda 246 oda bulunacak. 

ONAY BEKLENİYOR

Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde yapılması planlanan 24 katlı otel projesi Ömer Bucak İnşaat, ÇED sürecini başlattı. Projeye onay verilmesi durumunda şirket bölgede 402 milyon 931 bin TL değerinde 5 yıldızlı otel yapacak. Ayrıca proje dosyasına göre 248 odalı otel, zemin altı 2 kat, zemin kat, asma kat ve asma kat üstü 24 kat artı teras olarak planlandı. Bununla birlikte 250 kişilik lokanta, 300 kişilik çok amaçlı salon, 110 kişilik toplantı odası, 200 kişilik konferans salonu, açık ve kapalı yüzme havuzu, 66 araçlık açık otopark ve 18 araçlık kapalı otopark inşa edilecek. 

Gaziantep Şahintepe’de de OSKA İnşaat otel projesi için adım attı. Bakanlığa başvuran şirket onay alması durumunda 2 milyon TL değerinde 18 katlı otel yapacak. Proje kapsamında 2 bodrum kat, zemin kat ve 18 normal kat olmak üzere 21 kat inşa edilecek. 238 odalı planlanan projede 450 kişilik büyük salon, 50 kişilik küçük salon, pastane ve kafe de yapılacak. 

NEDEN YATAY MİMARİ?

Uzmanlar her fırsatta deprem riskli Türkiye’de yapılaşmanın yatay mimari şeklinde olması gerektiğini söylüyor. Dikey mimari ve birim alanda nüfus yoğunlaşması afet durumlarında tahliye sıkıntılarını artırıyor. Ayrıca olası bir yıkımda, dikey mimariyle inşa edilmiş yapıdaki nüfusun yoğun olması daha fazla insanın zarar görmesine neden oluyor.